Ardanuç’a bağlı yeşilin tarihle buluştuğu yer; BULANIKKÖYÜ

Uzun bir aradan sonra nihayet yine yolumuz Ardanuç ile kesişti. Dergimizde galiba 10 sayı olmuştur, Ardanuç ilçemizden bir köyümüzü tanıtmadığımız. Bu sayımızda Sevgili Ramazan’ın desteğiyle de Ardanuç’tan bir köy belirledik. Bu tercihimizde Ardanuç Belediye Başkanı Yıldırım Demir’in de katkıları oldu. Ardanuç’dan daha önce yine önemli köyleri tanıtmıştık, bu seferki köyümüzde yine ilçenin en büyük köylerinden […]

IMG_5298

Uzun bir aradan sonra nihayet yine yolumuz Ardanuç ile kesişti. Dergimizde galiba 10 sayı olmuştur, Ardanuç ilçemizden bir köyümüzü tanıtmadığımız. Bu sayımızda Sevgili Ramazan’ın desteğiyle de Ardanuç’tan bir köy belirledik. Bu tercihimizde Ardanuç Belediye Başkanı Yıldırım Demir’in de katkıları oldu. Ardanuç’dan daha önce yine önemli köyleri tanıtmıştık, bu seferki köyümüzde yine ilçenin en büyük köylerinden biri. Yeşilin tarihle bütünleştiği köy Bulanık köyünü bu sayımızda tanıtacağız.

Köyün gelenek, görenekleri örf adetlerin yaşatıldığı bir köydür. Köy halkı dayanışma ve yardımlaşmayla dışarıya çok fazla ihtiyaç duymadan imece usulü işlerini görmektedirler. Komşuluk ilişkilerine son derece önem veren köy halkı aralarına tüm sorunları diyalog yolu ile çözerken köy içerisinde saygınlığı olan insanları kanaat önderi olarak dikkate alırlar. Yemekleri daha çok yörede yetişen sebze, bitki ve gıdalardan temin edilir. Bunlara örnek Bucuko denilen, sırık fasulyesi kurutularak yapılan yemek, mısır unundan yapılan Papa yemeği ortasına tereyağı dökülerek ayranla yenir. Peynir Kuymağı, Muğlama, Tırta Aşı, Ğarşo, Lenger Kebabı. Yörede yetişen patatesten yapılır nadiren içerisine kuşbaşı et konur fırına sürülerek yapılır. Yaprak Döner, Pancar Aşı Yaylalarda yetişen bir ot çeşidi yazın toplanır kurutulur, kışın sütlü ve bulgurla yapılır. Madımak, Kete, bişi, Kaymak Kuymağı Mısır unundan yapılır. Gevrekli Buğday unundan ve mısır unundan yapılır bir tür çörek. Ayrıca unutulmaya başlanmış olan Furuç, Gağahlat (banta), armut ve elmanın kesilerek güneşte kurutulması ile yapılır. Ayrıca köyde arıcılık, küçük baş hayvan yetiştiriciliği de vardır. Nüfusu giderek azalmaktadır. Dışarıya göçlerle nüfusunu büyük ölçüde kaybetmiştir. Özellikle Bursa ve İzmit’e yoğun göçler vermiştir. Köyde yaşlı nüfus çoğunluktadır. Köy nüfusu köyün kendi festivali olan Soçluk Festivali öncesinde ciddi oranda artmaktadır. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Geçmiş yıllarda mısır, buğday, arpa vb. ekilebilir alanlar (tarlalar) şimdilerde tamamen çayır ve mera haline dönüşmüştür. Köy halkından çalışabilir insan gücü olanlardan bazı haneler hayvancılıkla uğraşmaktadırlar. İlk baharda mezralara, yazın ise yaylalara çıkılarak hayvancılık yapılmaya çalışılmaktadır. Köyde yaşayan hane halkı nüfus genellikle 70 yaş üstü yaşlılardan oluşmaktadır. (Son yıllarda genç nüfusun ilgisi artmış.) Bu insanların ekonomik geçim kaynakları ise kendi bahçe bitkileri dışında çiftçi bağ-kur emekli maaşlarından oluşmaktadır. Köyde okuma yazma oranı yüksek olması sebebi ile, köyün yaklaşık nüfusunun 4-5 katı Ankara-Gölbaşı, Bursa Merkez, Adapazarı,Kırşehir,Tokat ve İzmir Kemalpaşa’da hayat mücadelelerine devam etmektedirler. Köyde, ilköğretim okulu vardır. Birçok köyde artık okula rastlamazken Ardanuç gibi nüfusu az olan bir ilçede köyünde okulunu kaybetmeyen bir Bulanık’a rastlamak açıkçası sevindirici. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. Sağlık Ocağı ve birde Jandarma Komutanlığı bulunuyor. Bulanık Köyü Bölgesinin en büyük ve gelişmiş köyü olmasına rağmen Bölge Okulu, Sağlık Ocağı vb hizmetler farklı yerlere gidilerek alınmaktadır. Bulanık Köyü Merkez ve 2 mahalleden oluşmaktadır. Kuzey batısında Kirazlı Mahallesi yaklaşık 55-60 hane Kuzeyinde Yeni Rabat Mahallesidir. Yeni Rabat (Rabat) antik bir kent özelliği ile gün yüzüne çıkmayı bekliyor. Rabat’ta bulunan kilise tahmini 10.YY da inşa edilmiş döneminde bölgenin manastırı olma özelliği ile dikkat çekiyor. Tarihi bir bölge olarak Kilisesi (Rabat Kilisesi), Kalesi, Şelaleleri ve Muhteşem doğası ile Bulanık Köyü ve Rabat görülmesi gereken ender coğrafyalardandır. Geçmiş yüzyıllarda Ardanuç’un alışveriş bölgesi olan Rabat’a gittik Güneşi gördüğümüz ilk gün Rabat’a (Bulanık) doğru yola çıkmak için sabahın erken saatlerinde yolculuk hazırlıklarına başladım. Bulanık Köyü Muhtarı Özkan Kaya, uzun süreli izne çıktığı için il dışında bulunması nedeniyle muhtarlığa İrfan Top vekalet ediyormuş. Önce Artvin Merkez’den Ardanuç-Şavşat Varyant yoluna doğru yola çıktım. Varyant yolu bitirdikten sonra Türkiye’nin en yüksek konsol köprüsü olan Yeni Berta Köprüsü’nü geçer geçmez ise sağa dönüş yaparak Ardanuç yoluna doğru girdim. Bilmeyenler için belirtelim köprüden sonra bu güzergahta zaman zaman inşaata rastladığımız için yol bozuk durumda. Dikkatli gitmekte fayda var. Temeli 1992’de atılan ve halen günümüze kadar tamamlanamayan Ardanuç-Ardahan yoluna doğru ilerlemeye başladım. Ardanuç’tan 17 kilometre uzaklıkta olan Bulanık’a doğru seyrederken bir tünel geçiyorsunuz. Tüneli geçer geçmez bir bayır önünüze çıkıyor. Bu bayırı bitirdikten sonra zaten Bulanık Köyü tabelasını görüyorsunuz. Bulanık köyü iki bölgeden ibaret. Birincisi Yeni Rabat Bölgesi yolun sol tarafına kalırken, sağ tarafına da Kirazlı bölgesi kalıyor. Ama inanın her iki bölgesi de görülmeye değer bölgeler. Beni İrfan Top, emekli öğretmen Ali Yeniçeri ile birlikte işlettikleri Rabat Alabalık Tesisleri’nde karşılayacağını söylemişti. Bende bu yüzden köy tabelasından hemen ikiyüz metre ileride Ardanuç-Ardahan yolu üzerinin hemen yanı başında bulunan Rabat Alabalık Tesisleri’ne gittim. Rabat Alabalık Tesisleri iki tesisin birleşmesi ile kurulmuş. En az on havuzu bulunuyor ve genişte bir alana sahip. Misafirlerini ağırlayabilecek her türlü imkana sahip olan Rabat Alabalık tesislerinde ağaç üzerinde kurulmuş oturma yerleri ve ağaç dallarına yerleştirilmiş salıncaklar bana adeta çocukluğumu hatırlattı. Hani “Artvin’de gidilecek bir yer yok mu?” arayışında olanlar için tek kelime ile söyleyeyim, burası işte tam size göre. Balıklara çok yaklaşabiliyorsunuz, geniş ve temiz bir restoranda yemek yiyebiliyorsunuz. Dere ve kuş sesleri ile ruhunuzu ve de beyninizi dinlendirme imkanı buluyorsunuz. İster top oynuyor isterse dere kenarında gezebiliyorsunuz. Ben şiddetle gitmenizi tavsiye ediyorum. İlk fırsatta bu bölgeye ailem ile gitmeyi düşünüyorum. Ben tesisi gezerken Ali Yeniçeri ile de tanışma fırsatı buldum. Ali Yeniçeri aslen Ortaköylüymüş yani Bertalı. Ortak bir çok tanıdık ve akrabamız çıktı. Uzun yıllar İstanbul, Bursa ve Sakarya’da falan öğretmenlik yapmış. Birkaç yılda Ardahan’da dershane kurmuş. İrfan Top ile birlikte güzel bir tesise sahip olmuşlar. Hem alabalık yedik hemde biraz sohbet ettik. Kirazlı’nın da sakinliği ve yeşilliği ile de dikkat çekici güzellikte olduğunu belirttiler. Ve yola çıktık. Önce Yeni Rabat’a doğru yöneldik. Yola İrfan beyin aracı ile yola çıktık. Aracımızda Ali Yeniçeri ve İrfan beyin oğlu Batuhan Top ile yola çıktık. Fakat bu esnada hemen belirteyim Rabat Alabalık Tesisleri gibi turistlik açıdan önemli bir tesisin Bulanık deresi üzerinde bulunan köprünün bu kadar tehlikeli olması kabul edilemez. Bu tehlikeli köprüden geçer geçmez Yeni Rabat Mahallesi’ne doğru ilerledik. Bulanık Köyü’nde nereye giderseniz gidin kesinlikle yeşili görüyorsunuz. Yeni Rabat yeşilin yanı sıra buram buram da tarih kokuyor. Eski cami gözümüze çarpıyor. Son restore tarihi 1860 olan ancak tahmini tarihi 1200’lü yıllara dayandığı belirtilen eski caminin ise bu günlerde kesinlikle restorasyona ihtiyacı var. Camiyi fotoğrafladıktan hemen sonra mahalleyi dolaşmaya devam ettik. Tırpanını bilevleyen Ziyattin Akyar ile Arıcı Asım Eren ve eşi ile bir süre sohbet ettik. Çay kahve tekliflerini zaman darlığı sebebiyle üzülerek reddedip gezmeye devam dedik. Yolda oyunlar oynayan çocukları, bahçeye kurdukları şişme havuzda serinlemeye çalışan çocukları gördük. Onlarla da bir süre sohbet ettik ve mahalle sakinlerini ziyaretleri sürdürdük. Tabi ki Bulanık köyü denince akla gelen en önemli yer Rabat Kilisesi idi. Geçmişi yine 10 yy’ye dayanan ve 1800’lü yıllarda restore edilmiş olan ancak milli mücadele döneminde biraz hasar gören, yaşadığı bir sürü sıkıntıya rağmen yinede ayakta kalmayı başaran Rabat Kilisesi’ne gittik. Burada gerçekten muhteşem bir manzara bizi bekliyordu. Yaşları beş yüz yılı aşmış çınar ve ceviz ağaçlarının korumalık yaptığı, bir dev tarihi algılamaya çalışıyorduk. Bu arada Rabat Kilisesi gezimize TBMM’den emekli olan ve yazları köyünde yaşamaya başlayan Gökçen Kavaz’da bize katıldı. Yolculuğun devamında da yanımızda olmasından memnuniyet duyarak Rabat kilisesi gezimizi tamamladık. Ama şunu söyleyeyim ki bu kilise restore edilmiş olsa ve yerli yabancı turistler bu kiliseyi gezmeye gelseler inanın bu köyün, Ardanuç’un ve Artvin’in ekonomisine ciddi katkı sağlar. Lakomar Kalesi’ni ilk kez haber yapan gazeteci oldum Az önce bahsettiğim Gökçen Kavaz’dan bahsetmiştim. TBMM’den emekli olan Gökçen Kavaz bizi Lakomar Kalesi’ne götüreceğini söyledi. Bu güne kadar bu kalenin hiçbir kimse tarafından görüntülenmediğini ve haber yapılmadığını söyledi. Biz bu kaleye Rabat Kilisesi’ne giden yolun devamını takip ederek ilerledik. Önümüze muhteşem bir şelale çıktı. Yeni Rabat Şelalesini gördük. Kale tabiî ki önemli ama şelale daha aynı öneme haiz. Ya böyle bir şelaleye daha önce rastlamıştım; fakat böylesine yeşil bir manzaraya sahip değildi. Şalelinin dibine kadar giderek fotoğrafladım. Şelaleden sonra ise artık kaleye çıkma zamanı gelmişti. Lakamor Kalesi’ne gidebilmek için biraz yaya yol gittik. Daha sonra da tırmandık. Yaklaşık 20 dakika tırmandıktan sonra da kalenin karşısına vardık. Kaleye çıkmak inanın tehlikeli. Kalenin kayasının kenarından yapılmış bir yol var; fakat yinede uzmanlık ister gitmek. O riske açıkçası giremezdik ve kimseye de tavsiye etmem. Bu kalenin önceden haber yapılmamış olmasının sebebi de kalenin yolunun olmamasından kaynaklanıyormuş. Rabat kilisesinden sonra buraya yol olmayınca saklı kalmış kale. Fakat şimdi saklılığı yeter diyor, köylüler. Bizde katılıyoruz. Muhteşem bir tarihi görmenin huzuru ile artık inişe geçiyoruz. Kale ile ilgili sohbetler eşliğinde ben, İrfan Top, Ali Kılıçel, Gökçen Kavaz ve Batuhan Top ile arabamıza geri döndük. Uzun yıllar Bursa’da yaşadıktan sonra köylerine geriye dönen bir ailenin yanı gittik. Öner Yıldırım ve oğlu Kaan Yıldırım ve ailesinin yanına gittik. Bu aile köylerine geriye dönüp tarım yapmaya başlamışlar. Ailelerinden kalma araziyi tarıma elverişli ariza haline getirmişler. Karpuz, üzüm asma bahçesi haline getirmişler. Buranın eski halini bilenler bu hale gelmesine şaşırmışlar. Büyük bir emek ve beceri işi. Helal olsun vallahi. Bence herkese örnek olmalı. Bizde onlara bu emeklerinden dolayı teşekkür ederek müsaade istedik. Dönüş yolumuz biraz daha hızlı gerçekleşti. Sadece arada Uyuzlu Tarlalar Mevkiindeki kayalık alandan manzara çektik. Rabat Alabalık Tesisleri’ne geriye gelerek burada karşımıza çıkan Güleş köylü Çoban Muhittin Güler ile sohbet ettik. Daha önce yine yolumuz kesişmişti. Eski günleri ve hayvancılığın şimdilerde para etmemesini konuştuk. Sohbetimiz uzun sürdü. Kaval çaldı, maniler okudu. Vallahi çok eğlendik. Dertlerinde de haklı sayılır, Muhittin Güler. Muhittin Güler’in dertlerini ayrıca haber yapacağımıza söz vererek bu sefer Kirazlı mahallesine eski adıyla Arnavul’a doğru yola çıktık. Bu sefer İrfan Top’un annesi Annesi Aliye ve eşi Gonca hanım ve minik yavruları Doğukan’da eklendi. Onlarla da yol boyu sohbetler ettik. Birazda Arnavul mahallesini görüntüledik. Burada yaşayan yaşlı insanları, çocukları ve vatandaşları görüntüledik. Kirazlı mahallesinde özellikle Türk Bayraklı, Atatürk büslü evi görüntülemek ise ayrı bir keyif idi. Arnavul mahallesi ise inanın çok güzeldi. Yemyeşil, huzur dolu bir mahalle. Sessiz ve sakin. Sanki cennetin sakinliğine sahip. Yeni Rabat’a göre daha eski binalara sahip. Geneli tahta kaplı evler var. Bence mutlaka görmelisiniz. Ben gezdim ve mutlu oldum. Bence sizde mutlaka gezmelisiniz. Bizde makinemize ilişkin bir sıkıntı yaşasak da görevimizi başarıyla yerine getirmenin huzuru ile Kirazlı mahallesinden ayrıldık. İlk buluşma noktamız olan Rabat Tesislerine geldik. Burada İrfan Top ve ailesiyle vedalaştıktan sonra arkamızda iyi bir çırak Batuhan Top’u da bırakarak gezimize son verdik. Yine geldiğimiz yoldan Ardanuç ve oradan da Artvin’e vardık. Şimdi orada bir köy bekliyor sizi. Tarih ve kültür kokan bir köy üstelik de muhteşem doğasıyla sizi bekliyor.

gezi/fotoğraflar: tolga gül-ramazan balcıoğlu

IMG_9085 IMG_9095 IMG_9103 IMG_9123 IMG_9150 IMG_9155 IMG_9170 IMG_9174 IMG_9189 IMG_9195 IMG_9202 IMG_9204 IMG_9221 IMG_9227 IMG_9242 IMG_9254 IMG_9266 IMG_9270 IMG_9272 IMG_9282 IMG_9284 IMG_9292 IMG_9318 IMG_9320 IMG_9328 IMG_9331 IMG_9337 IMG_9343 IMG_9361 IMG_9366 IMG_9379 IMG_9380 IMG_9385 IMG_9396 IMG_9416 IMG_9461 IMG_9487 IMG_9494 IMG_9510 IMG_9534 IMG_9544 IMG_9556 IMG_9565 IMG_9571 IMG_9577 IMG_9580 IMG_9592 IMG_9613 IMG_9619 IMG_9638 IMG_9641 IMG_9646 oYQRu9sx IMG_9068 IMG_9058 IMG_9052 IMG_9042 IMG_5301 IMG_5273 IMG_5254 IMG_5232 IMG_5221 IMG_5171 2gvsaxy (1)

0 comments