Ferhatlı Kalesi’ni hiç böyle gördünüz mü?

Ferhatlı Kalesi, Artvin İli, Ardanuç İlçesi, Ahğıza (şimdiki adı Ferhatlı) Köyü sınırları içerisindedir. Ardanuç´un 5 km. batısında, Ardanuç İlçesine giderken Ardanuç suyunun kenarında Ferhatlı köyünün içinden geçen suyun kenarında vadi paralelinde yükselen ana kaya üzerine inşa edilmiştir. 5. yüzyılda Gürcü Kralı Vahtang tarafından gözcü ya da savunma amaçlı yaptırıldığı iddia olunmaktadır. Bu kale aynı zamanda […]

DSC_3985

Ferhatlı Kalesi, Artvin İli, Ardanuç İlçesi, Ahğıza (şimdiki adı Ferhatlı) Köyü sınırları içerisindedir. Ardanuç´un 5 km. batısında, Ardanuç İlçesine giderken Ardanuç suyunun kenarında Ferhatlı köyünün içinden geçen suyun kenarında vadi paralelinde yükselen ana kaya üzerine inşa edilmiştir.

5. yüzyılda Gürcü Kralı Vahtang tarafından gözcü ya da savunma amaçlı yaptırıldığı iddia olunmaktadır. Bu kale aynı zamanda Ferhat ile Şirin´in efsanesinin geçtiğinin söylendiği kaledir. Hatta kalenin ırmak tarafında alt kısmında bulunan iki mezarın Ferhat ile Şirin’e ait olduğu söylense de diğer bir söylentiye göre de birbirine kavuşamayan iki sevgilinin el ele tutunarak intihar etmeleri sonucu düşüp öldükleri yere kazılan mezarlar olduğu söylenmektedir. Şimdi ise maalesef o iki mezar baraj suları altında kalmıştır. Ne yazık ki, kale hak ettiği değeri bulmak bir yana zaman zaman define arayıcılarının tahribatlarına maruz kalmaktadır. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde ise söz konusu kaleden “Hırba Kalesi” olarak söz edilmektedir. Ferhat ile Şirin´in buluştuğunun söylendiği bu kale şu anda kaderine terk edilmiş durumdadır. Bence zaman geçirilmeden kalenin restorasyonu yapılarak tarihi değeri korunup turizme kazandırılmalıdır. Çünkü, Ferhatlı kalesinin bir başka özelliği ise; 2 Km. kuzey batısında dünyanın en büyük ikinci kanyonu olan CEHENNEM DERESİ KANYONU ( 1. si Amerika’nın Arizona kentindedir), 4 Km. güney doğusunda ise bağrında onlarca tarihi değeri barındıran Adakale ve Gevhernik Kalesi bulunmaktadır. Yani gidilip görülmek istendiğinde sadece Ferhatlı Kalesi değil, yakınındaki onlarca tarihi yapıtı gezip görme olanağı vardır.

Halk edebiyatı yazılı kaynağa dayanmadığı için, bu tür şahsiyetler dilden dile anlatılırken haklarındaki bilgiler bazen farklılaşabiliyor. Yani aynı kişinin birkaç yerde yaşadığı şeklinde söylenceler olduğu oluyor. Bu da halkın o olayı, ya da kişiliği kendisine yakın görmesi, benimsemesi ve kendi değerleriyle yaşatmak istemesinden kaynaklanıyor. Tıpkı Ferhat ile Şirin’de olduğu gibi. Yukarıda da bahsettiğim üzere, Ardanuç Ferhatlı Kalesi için böyle bir iddia varken en güçlü efsanenin bir başka versiyonu da bu efsanenin Amasya’da yaşandığı şeklindedir. Amasyalılar bu iddiayı iddia olarak algılamamış, doğrudan bu olayın Amasya’da yaşandığına inandıklarından olsa gerek ki, Ferhat ile Şirin’i kültürel ve tarihi değer olarak yaşatmaktadırlar. Edebiyatımızda anlatılan sayısız efsaneler vardır. Bunlardan bazıları vardır ki halkın hafızasına öylesine kazılmıştır ki aradan yüzyıllar geçse bile dilden dile anlatıla gelir. İşte bunlardan anlatıla gelenlerden biriside Ferhat ile Şirin efsanesidir. Ferhat İle Şirin Efsanesi Amasya’ya giderek yerinde inceleyip kişileri dinledim. Bana anlatılanlara göre: Ferhat, nakkaşlık yapan bir sanatkârdır. Şirin’e sevdalı yiğitler yiğidi bir delikanlıdır. Sanatının her figürü Şirin’e olan aşkının ifadesidir aslında.

Ferhat’la şirin büyük bir aşkla birbirlerine sevdalanmışlardır. Ferhat, Amasya Sultanı Mehmene Banu’ya, kız kardeşi Şirin için, elçiler gönderir. Sultan, kız kardeşi Şirin’i Ferhat’a vermek istemez. Vermemek içinde olmayacak bir iş ister Ferhat’tan. Şahin Kayası denen uzak bir yerden “ Şehir’e su getirmesi halinde kardeşini vereceğini söyler. Ferhat’ın gönlündeki Şirin’in aşkı, geçilmesi imkânsız dağları ve kayaları yarmaya hazırdır. Ferhat kaptığı gibi külüngü, vurur kayaların böğrüne. Her vuruşta dağlar ses verir külünk sesine. Dağlar delinir, kayalar yarılır, Ferhat’ın aşkına yarılan kayalardan gelen suyun sesi duyulur Amasya şehrinden. Mehmene Banu, bakar ki Ferhat imkânsızı başardı. Dağları, kayaları deldi Şirin için, ödü patlar korkudan kız kardeşi elden gidecek diye. Sözünden de caymak istemez. Sinsice planlar hazırlayarak bir cadı kadın yollar Ferhat’a. Külüngün sesine giden cadı, Ferhat’a ulaşır. Ferhat’ın dağları, kayaları delen külüngünün gümbürtüsü cadıyı korkutur korkutmasına ya, gel gör ki cadı bu hain palanından vazgeçmez, sultanın emrini yerine getirmek için planını uygulamaya koyar. Cadı kadın: “Ne istersin kayalardan bre âşık, Şirin’in öldü parçalama kendini, bak sana helvasını getirdim” der. Ferhat bu sözlerle beyninden vurulmuşa döner. “Şirin yoksa dünyada yaşamak bana haramdır” der. Elindeki külüngü fırlatır gökyüzüne. Külünk gelir bütün ağırlığıyla Ferhat’ın başının üzerine oturur. Ferhat’ın başı döner, dünyası yıkılmış bir haldeyken son bir kez “ŞİRİNNNNN… !” diye seslenişi yankılanır kayalarda. Şahin Kaya ses verir Ferhat’ın sesine. Ferhat’ın öldüğünü duyan Şirin, inanmak istemez söylentilere. Koşar Ferhat’ına. Kayalıklara bakar ki Ferhat’ı cansız yatıyor. Katlanamaz Ferhat’ının yokluğuna. Sevdadır bu atar kendini kayalıklardan aşağı. Şirin’in cansız vücudunu uzatırlar Ferhat’ın yanı başına. Ferhat’ın dağları, kayaları delerek getirdiği su akar, akar, akar… Bütün coşkusuyla yanan yüreklerin ateşini söndürmeye çalışır o gün bu gündür. İki susmuş, ateşi sönmüş iki yüreği koyarlar toprağa yan yana. Her mevsim iki mezarda da birer gül açarmış sevenlerin anısına… Tüm sevenlerin yanıp yanıp kül olmadan, kırmızı gül gibi kuruyup da solmadan, kavuşması dileğimle…

Haber/Rasım Yılmaz

DSC_0357 DSC_1671 DSC_3993 DSC_4885 Kopyası DSC_2228

0 comments