İşadamı Ali Yazıcı : Artvin yeşili ile güzel!

Artvinliyiz, memleketimize sahip çıkmak zorundayız. Şartlar gereği göç ederek İstanbul’a geldik. Borçka Ambarlı Köyü’nde Aralık ayında kar yağar, mısırdan başka bir şey yetişmezdi. Ekmek parası için mecburen göç ettik. Ama Artvin’i unutmadık. Türkiye’de yaşayan Artvinliler bir gün dönecekler. Arazi az. Artvin’in doğası bozulmadan korumak gerekiyor. Şehirlerde Artvinliler olarak birlik beraberlik içinde yaşarken Artvin’i olduğu gibi […]

IMG_0711

Artvinliyiz, memleketimize sahip çıkmak zorundayız. Şartlar gereği göç ederek İstanbul’a geldik. Borçka Ambarlı Köyü’nde Aralık ayında kar yağar, mısırdan başka bir şey yetişmezdi. Ekmek parası için mecburen göç ettik. Ama Artvin’i unutmadık. Türkiye’de yaşayan Artvinliler bir gün dönecekler. Arazi az. Artvin’in doğası bozulmadan korumak gerekiyor. Şehirlerde Artvinliler olarak birlik beraberlik içinde yaşarken Artvin’i olduğu gibi korumak zorundayız.

röportaj-fotoğraflar: beyhan balcıoğlu

Ticarete Nasıl girdiniz?

Liseden sonra askere gittim. Geldiğimde Abim İdris Yazıcı ile birlikte Kıraç’ta aile şirketi Göral İnşaat Limited’i kurduk. İdris Bey fabrika inşaatları ile ilgileniyor. Ben de konut inşaatları inşa ediyorum.

Borçka’daki inşaatı neden düşündünüz?

2 sene önce teyzemizin eşi vefat ettiği için Borçka’ya gittiğimizde düşündük. Borçka’daki inşaat yapısını gördük, şekilsiz sıvasız binaların çevreyi rahatsız ettiğini düşündük. Memlekitimizin bu denli çarpık yapılaşma ve şekilsiz binaların çokluğu bizi bir inşaatçı olarak üzmüştü. Buradaki düzensiz yapılaşmaya örnek bir inşaatı biz neden yapmayalım diyerek girdik Borçka’ya. Borçka’nın görünümü de güzel olsun istiyoruz. Yaptığımız araştırmada da ana cadde üzerinde bir arsa satın alarak üzerinde görseli, mimari özelliği olan, çevreye duyarlı, yaşanabilir konut inşaatına başladık. Borçka’da İstanbul kalitesinde doğal yaşanabilir daireleri hazırladık. Bunu da başardığımıza inanıyoruz. 26 dairesi inşaat sürecinde satıldı, 14 daire de bugünlerde satılacağına inanıyorum. Borçka’da belki ilk kez bizim binada jeneratör var. Çift asansörlü, Ankastre mutfak var. Dairelerden alan bir kişi sadece buzdolabı ve çamaşır makinesi getirecek. Borçka’da yaşayan da bunları hak ettiğini düşünüyorum.

İçinizde Artvin sevdası var sanırım. Birikiminizi buraya yapmanızda önemli bir yer ediniyor sanırım. 3 milyon yatırımı İstanbul değil de neden Borçka?

İstanbul’da bize sorduklarında ‘nerelisiniz” diye hep Artvinliyiz deriz. Artvin deyince bir başka oluyoruz. Duygularımız değişiyor. 8 yıldır Esenyurt Artvinliler Derneği Başkanlığı’nı yapıyorum. Artvinlilerin kültürleri, örf adet ve gelenekleri ile şehir yaşamı içerisinde bir arada tutalım diye uğraşıyoruz. Yönetimimizde Artvin’i temsilen tüm ilçelerinden kişiler var. Sonrasında ise Artvinliler Vakfı’nda Recai Delibaşıoğlu ile tanıştım. Vakıf yönetimine de katılmam böyle oldu. 7 Mart kutlamalarını. akülü sandalyeleri ihtiyaç sahiplerine göndermemiz, Artvin’e dair bir şeyler yapmamız beni mutlu etmeye başladı. Artvin sevdası içimizde hiç bitmedi. Bu sevda bizi Borçka’da yatırım yapmaya götürdü. Borçka’ya bizim katkımız ne oldu dersek, inşaat malzemelerinin tamamını, inşaatta çalışacak elemanların hepsini Borçka’dan sağladık. Böylece bizim de Borçka’ya ekonomik bir katkımız olduğunu düşünüyorum. Borçkalı hemşerilerimiz yaptığımız bina için güzel şeyler söylüyorlar. Bundan da gurur duyuyorum.

Başka binalar yapacak mısınız?

Beklediğimiz başarıyı kaliteyi yakaladık, talep çok fazla. İstediğimiz yerde iyi bir arsa bulursak bu kalitede binalar yapmayı düşünmüyor değiliz.

İstanbul’da STK’larla ilişkileriniz Recai Delibaşıoğlu ile gelişti dediniz. Süreç nasıl gelişti?

STK’ların içinden biri olarak şunu net ifade etmek geriyor; Bölgemizde Esenyurt ve Beylikdüzü Artvinliler Derneği olarak iki dernek olarak varız. İstanbul’da 46 dernek (26’si faal), 4 vakıf, 3 federasyon aktif olarak görev alıyor. Bunların çok olması bir işe yaramıyor. Birlik beraberlik ortamı yaratılamıyor. Bir Artvinli olarak bu duruma çok üzülüyorum.

Geçtiğimiz günlerde İsmet Acar başkanlığındaki buluşmada “Birlik ve beraberlik için bir adım atıldığını biliyoruz. Oradaydınız. Son durumla ilgili bilgi verir misiniz?

Konu Artvin olunca İsmet Acar mutlaka vardır. Tüm bu gelişmeleri yakından takip eden İsmet Acar İstanbul’daki tüm STK’ları bir araya getirdi. STK temsilcileri tüm sorunlarını ortaya koydu. Neden birlik ve beraberliğin sağlanmadığını açıkça ifade ettiler. Ortaya bencillik, saygısızlık, Artvinlilik kimliğini taşıyamama, siyasi nedenler, derneklerin ekonomik sorunları, koltuk kavgaları gibi bir çok nedenle bir çatı altında buluşmanın oluşmadığı kanaatine varıldı. Değerli büyüğümüz Sayın İsmet Acar duruma el koyarak bu birlikteliğin mutlaka sağlanması gerektiğini söyledi. Başkanlığını kendisinin yapacağı ve her STK temsilcisinin de içinde olacağı bir “Artvin Platformu” oluşturulmasına karar verildi. Bu gerçekten güzel bir organizasyon olacak. Toparlanma ve birliktelik için bizlere sahip çıkan İsmet Acar abimize çok şey borçluyuz.

Artvinliler Hizmet Vakfı çatısı altında tüm Artvinliler bir araya gelemez miydiniz?

Ben Recai Delibaşıoğlu ile birlikte vakıf yönetimine girdim. Bizim dönemimizde vakfımıza büyük bir ilgi vardı. Vakıf çatısı altında 7 Mart kutlamalarını birlikte yaptık. TURSAB’ı Artvin’e götürdük, 350 öğrenciye karşılıksız burs verdik, engelliye destek çıktık, ekonomik durumu iyi olmayan öğrencileri afişe etmeden yardım ettik. Vakıf kimliği her yerde öne çıkmaya başladı. Vakıf başkanlığı değişince ortaya 3 federasyon çıktı. Derneklerin bir çoğu bağımsız hareket etmeye başladı. Federasyonlar birbirleri ile tartışmaya, ağır hakaretler etmeye başladı. Bu durum birlik ve beraberlik düşüncesi olanlarda hayal kırıklığı yaşattı. İsmet Acar’ın verdiği kahvaltıda söz aldığımda şunu belirttim “Sayın İsmet Acar, bu karışıklığı gidermek için aramızda ve Artvin’in genelinde, sevilen, sayılan, sözü geçen birisiniz. Bu nedenle Vakfın başına siz geçin, federasyonları da teke indirelim, dernekleri de vakıf çatısında toplayalım ve toparlayıcı görevini böylece sağlamış oluruz” dedim. Artvinlilerin bir yeri olsun, Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş’ın da içimizde olduğu “Tek ses, tek birliktelik” adı altında toparlanalım. Bir şey yapacaksak birlikte yapalım, isteyeceksek de bir isteyelim. Güç olalım. Mesela Kadir Topbaş’tan bir şey istenecek, her STK ayrı ayrı gidiyor, bir şeyler istiyor. Bu karışıklığa neden oluyor. Topbaş, kime ne yapacağını, ne vereceğini şaşırmış durumda. Topbaş’da ister ki birlik beraberlik içinde güçlü bir Artvin STK’si olsun, yapabilecekler tek elden düşünülsün, karışıklık olmasın. Bir çok şehir STK’larının kendi yerleri var, Konfederasyona kadar gitmişler, çevremize iyi bakmak gerek. Mimar Kadir Topbaş bizim için büyük şans, hala bunu değerlendiremiyoruz. Güçlü bir ses olamayışımız benim halen en çok rahatsızlık duyduğum konuların başında gelir.

Vakıf yönetimi yine değişti. Nasıl görüyorsun gelişmeleri?

Geçtiğimiz günlerde vakıf kongresini yaptı. Mustafa Melek çok az bir oy farkıyla başkan seçildi. Kendisinden çok şey bekliyoruz. İsmet Acar Bey’in de desteğini alarak güzel projelere imza atar diye düşünmekteyim. Bu arada Hakan Bekar, sevdiğimiz, saydığımız bir kardeşimiz. İlkokulu Maden’de birlikte okuduk, çok iyi tanıyorum. Esenyurt’taki arsanın satılması sürecinde ve sonrası değerlendirmesinde güzel bir yer satın alarak vakfa kazandırmıştır. Artvin’e hizmet anlamında çaba sarfetti. Yaptığı hizmetlerden dolayı kendisine teşekkür ediyoruz. Yeni seçilen Mustafa Melek kardeşimiz de Hakan Bey’in yaptıklarının üstüne koyarak daha güzel şeyler olacağına inanıyor başarılar diliyorum.

STK’ların içinden biri olarak, Artvin turizm kenti olarak lanse ediliyor ama barajlar, HES’ler Maden ile gündemde. Nasıl olacak tüm bunlar?

Artvin yeşilliği, doğal yaşamı, bitki örtüsü ile anılıyor. 3 güzel Karagölü, Festivalleri, yaylacılığı ile Karadeniz’in en güzel kentlerinden biri. Recai Delibaşıoğlu döneminde TURSAB Başkanı Başaran Ulusoy’u ve 70 işadamını Artvin’e getirdik. Artvin’in tanıtımında en önemli şey turizmin gelişmesidir. Turizmcileri buraya getirdik, tanıttık. Artvin’i dünyaya açtık. Delibaşıoğlu’nun çaba ve gayreti ile oldu. Artvin halkı artık İstanbul’daki Artvinliler Hizmet Vakfı’ndan çok şey bekliyor. Bu da bize onur ve gurur veriyor. Artvin’in doğasının bozulmasını hiçbir şekilde istemiyoruz. Nerede bir maden ocağı açılmışssa o ilçeye kilit vurulmuş. Dünya’da da var örnekleri. Murgul’da da maden çıkıyor, ülke ekonomisine ciddi katkı sağlıyor ama doğa bitmiş, insanların sağlığı bozulmuş, böyle bir anlayış olmamalı. Halk bölgeden ne zaman gideceğizi düşünüyor. Artvin yeşili ile doğası ile güzel ve öyle kalmalı. Kafkasör artık simge. Burada çıkan madenin Artvin’e ne faydası olacak. Bu bölgenin gerçekten korunması gerekir. Başbakanımızın son açıklamasında “Devlet olarak koruma altına alacağız” diyor. Bekleyip göreceğiz. Bir ağacın yetişmesi 150 yıl. Kaç ağaç kesilecek ve kaç yıl bekleyeceğiz yeni ağaçları. Bir iş yapılacaksa mantıklı ve çevreye uygun yapılmalı. Maden takip edilmeli.

Son söz…

Artvinliyiz, memleketimize sahip çıkmak zorundayız. Artvin’in doğası bozulmadan korumak gerekiyor. Şehirlerde Artvinliler olarak birlik beraberlik içinde yaşayıp güzel günler geçirmek istiyoruz. 08artvin Dergisi’ne teşekkür ederiz.

İDRİS YAZICI 1981 yılında Borçka’dan başlayan yolculukta Abisi İdris Yazıcı yalnız bırakmadı. Kardeşten öte iyi bir dostlukla-arkadaşça yürüttükleri yolculuk halen sürmekte. Başarılarını birlikte paylaşmanın keyfini Borçka’ya yaptıkları yatırımla da perçinlediler.

ALİ YAZICI KİMDİR? 1969 Borçka doğumluyum. Annem Sultan Şavşatlı, babam Hüseyin Yusufelili. 2 kız 2 erkek 4 kardeşiz. En büyük ablam Asiye Yılmaz, Abim İdris, Hatice Ablam ve en küçükleri benim. İlkokulumu Borçka’da okudum. 1981’de Borçka’dan İstanbul’a ailemle birlikte göç ettik. Zeytinburnu Ticaret Lisesi’ni bitirdim. Büyükçekmece’de yaşıyoruz. Esenyurt Artvinliler Derneği Başkanlığı’nı yürütüyorum.

IMG_0700 IMG_0702 IMG_0711 IMG_0713 IMG_0715 IMG_1501

0 comments